Güneş batıyor Boğaz’ın sularında,
Şehir uyumaz, ateş var ruhunda.
Gözlerini kaçırma, biliyorum yakında,
Bu ritim seni de saracak anında.
Bir adım at bana, hava kıvılcımlanır,
Duyuyor musun, darbuka uzaktan çınlar?
Bu gece durmak yok, bedenler canlanır,
Türkiye’nin kalbinde yıldızlar parlar.
Bırak şüpheleri, at kapının ardına,
Nefesini uydur, bir-iki-üç sayısına.
Güneyin o sıcak köklerine teslimiz,
İçinde çarpan o alevi serbest bırak!
Yallah! Dans et, aldıkça nefes!
Bu ritim bizi göklere çıkarsın.
Yallah! Biliyorum, duyuyorsun bu ses,
Gölgelerimiz ritimle karışsın.
Güneşten sıcak, lokumdan tatlısın,
Aklımı başımdan alan bir sırsın.
Ver bana o asi, isyankar ellerini,
Darbukanın sesiyle kıvır bedenini!
Hareketlerin gecenin sihri gibi,
Omzundaki ipek rüzgarda titriyor.
Ne istediğini okudum, kalbinin dibi,
Bu sırrı benimle kalacak, kimse bilmiyor.
İstanbul'un üstünde ay altın gibi parlar,
Sıcak frekanslardan hava uğuldar.
Kulüp dans edenlerin coşkusuyla doldu,
Bizimle olmayan, bil ki yaşamı unuttu.
Bırak şüpheleri, at kapının ardına,
Nefesini uydur, bir-iki-üç sayısına.
Güneyin o sıcak köklerine teslimiz,
İçinde çarpan o alevi serbest bırak!
Yallah! Dans et, aldıkça nefes!
Bu ritim bizi göklere çıkarsın.
Yallah! Biliyorum, duyuyorsun bu ses,
Gölgelerimiz ritimle karışsın.
Güneşten sıcak, lokumdan tatlısın,
Aklımı başımdan alan bir sırsın.
Ver bana o asi, isyankar ellerini,
Darbukanın sesiyle kıvır bedenini!
(Ritim yavaşlar, keman ve zurna ile duygu yüklü bir solo başlar, ardından artan, ağır bir house-beat'e geçiş yapar)
Göz göze... bir an donakaldık.
Kıvılcım, gerilim, neşeli bir çığlık!
Yak bu pisti, acıma topuklarına,
Bugün özgürüz, veda et zincirlerine!
Bir... iki... Yallah!
Yallah! Dans et, aldıkça nefes!
Bu ritim bizi göklere çıkarsın.
Yallah! Biliyorum, duyuyorsun bu ses,
Gölgelerimiz ritimle karışsın.
O-o-o, ver bana o ateşini!
O-o-o, yak benim ellerimi!
Benimle dans et sabaha kadar...
(Oryantal perküsyon sesleri derin bir basla birleşir ve son vuruşta çınlayarak aniden kesilir)